Umut nedir?
Herkesi bilmem ama benim için korkunun sakinleştirici etkisi;
Yüzleşmeden kaçınış.
Gözlerin dipsiz bir uçuruma dikilip, o uçurumun yok olmasını dileyişidir umut.
Yıllar sonra kendimde bir ruh hissettim. Ve o ruhun gitmesinden o kadar korktumki…
Olmayışından o kadar memnundum oysaki.
Meğer bende canlanmasının sebebi sevdiklerimin ruhlarına kapılışımmış.
Sürüklemişler beni ama kendileriyle götürememişler.
Götür beni baba lütfen gittiğin yere!
Beni burda dirençsiz, kolsuz bacaksız, dağsız bıraktın niye?
Onca duvar bize yaslandı. Sen niye sıyrılamadın be dağ?
Senin gibi nice dağlar nasıl kaldıramadı o duvarları? O kadar yükü kaldırırdın oysaki bu mu fazla geldi?
O küçücük şehirde musmutlu ederken sen, bambaşka yerlerde ne yapacağım şimdi ben?
Soğukluğun tüm doğayı kaplamış. Buz kesilmiş her yer.
Senin kokun yabancı. Tanıdık olmayan kalabalık ellerin kokusu sinmiş.
Dokunmasın kimse. Dokunamaz kimse. Dokunmamalı.
Benim babamın kokusu tüm doğayı kaplamalı. Beton yığınları değil! Yabancı eller değil!
Sıcaklığı çoğu insana yuva olmalı. Değil mi baba?
Kucaklayışınla kaç insan yuva kurardı. O yuvalar;
Yıkılmadan değil! Yıkmadan!
Evvel insanlar vardı.
İnsanlar.