Hatırla hatırla 5 kasımı hatırla. Hatırla hatırla o günü hatırla. Hatırla hatırla amacını hatırla.
Remember remember the fifth of november
– v for vendetta
Sahi neydi benim amacım? Nereden geldim, nereye gidiyorum, hedefim neydi en önemlisi bu hedefi seçme nedenim neydi?
Böyle zamanlarda yazmak iyi oluyor, hem iyi geliyor hem hatırlatıcı oluyor tarihe not düşmek lazım böyle anları. Çünkü insanoğlu unutkan hayatımızın yüzde kaçını gerçekten hatırlıyoruz. İlk beş yılı zaten geç. Bebeksin zihnin yok. HATIRLADIKLARIN: how to walk how to talk how to live just it. Gerçek anıların yok o zamanlardan. İlk beş yılını hatılayanlara insan değil gibi geliyor bana. Ben bir balığım çünkü bırak ilk beşi ilk on pek yok bende. Her neyse konumuz insan hafızası değil. Benim konuşmak istediğim başka. Hazır yeni yıl da gelmişken hedeflerle ilgili konuşmak istedim. I am not a new year new me kind of person, BUT son birkaç yılda ajannda kullanımını oturtmamla beraber yeni yıl hedefleri koyar oldum. Son iki yıldır vision board bile yapıyorum.( vision boardunda bir yüz varsa manifestlerin ona gidiyormuş, ne saçmalık, insanlar iyice neye inanacağını şaşırdı yoldan saptı.) NEYSE
Şimdi gelelim bana, Tükiye’de çok insanın başına gelmeyen bir şekilde istediğim bölümü istediğim okulda okudum. 12. sınıfın son aylarında ne okumak istediğime kesin olarak karar verdim ve tercihlerde son anda ortaya çıkan burs programıyla falan amacıma ulaştım.
Neydi Hayalim?
TOBB ETÜ’de Biyomedikal Mühendisliği okumak.
Neden?
Biyolojiyi sevdiğim ama mühendisliğe de ilgim olduğu için benim için mükemmel bir bölüm olduğunu düşündüm. Ve haklıymışım da ilk yılım Allah’ım sana şükürler olsun demekle geçti. Derslerime ve okuluma aşıktım hatta daha geçen bunla ilgili yazdım o kadar ki bana okulu sevdirecek esktra bir şey aramadım normalde ekstra nedenler bulurum kendime okulu sevdirecek. YL de biraz öyleyim mesela YL okulum biraz uzak kendime okula gidecek ek nedenler buldum.
Şimdi gelelim bu blogun asıl nedeni olan YL alanımı neden seçtiğime
Yüksek alanımı daha lisansı bitirmeden nörobilim olarak seçmiştim. Bu kararı almamdaki etkenler tabii ki de kendi okuduğum okulda gördüğüm alanlardı. Net bir şekilde dedim ki ISLAK LAB istemiyorum. Kendi bunu eleme nedenim fiziksel olarak bir yerde bulunmak istememdi. Islak labın ne olduğunu açıklamak gerekirse de; çeşitli kimyasal türlerini ve potansiyel “ıslak” tehlikeleri ele almanın gerekli olduğu bir laboratuvar türüdür (kaynak: vikipedi)
Bilim dünyasında ıslak lab ve kuru lab diye iki kavram var, eğer alanın bir şekilde canlıları içeriyorsa bu daha çok var. Bir bilgisayar mühendisinin ıslak labının olması bayaaa düşük bir ihtimal. Kuru lab ise daha çok simulasyonları hesaplamaları ve temelinde kodlamayı içeren bir alan
Ben zaten kodlamaya aşık olmuştum bir kere. Yazdığın iki satır kod sonucu ekrana “hello world” yazdırabilmek bile o kadar keyifli bir şey ki bir de bunun ilerisi var. Ben dedim kendi alanımdan ayrılmak istemiyorum. Çünkü çevremde görüyordum ben yazılımcı olcam bu illa biyomedikalle alakalı olmak zorunda değil diyenler. Ben dedim eper bunu yaparsam bana lisans setçiren nedenleri çöpe atmış olacağım o zaman dedim biyolojik sinyalleri işlemeyi bunlar için kod yazmayı gerektiren ama ağır mühendislik de olmayan bir alan seçeyim. Çünkü bir diğer seçeneğim de mesela nefesini tuttuğunu anlayan bir cihaz üretmekti. (bitirme projelerinden bahsediyorum.) O arkadaşlar da sabah akşam okulda olup hem ürünlerine hem yazılımlarına bakıyorlardı. Biz ise bu sırada gerekirse gece 3’te zoom açıp koda bakıyorduk ama bitirme dönemimizin yarısında bitirme grubumu yüzyüze görmedim ben 🙂
Peki neden beyin ya?
Şimdi düşünüyorum da, zaten temel biyomedikal alanlarından gidince elene elene bu kalıyor gibi. Genel olarak insanı anlamaya çalışan bir alan istemiştim ben aslında.
Biyomedikalin ana alanlarından gidersek
- doku istemedim çünkü hücre labı çok zor ve HASSAS bir şey ve ben sakar bir insanım
- I did not want ANY electrical thing because I take my ele course FOUR FUCKİNG TİME. Bu da bütün biyoenstrümantasyon ları eledi.
- Genetik zaten bulaşmak istediğim bir alan değil, genetik çalışmalardan korkuyorum ve karşıyım. Genetikle oynamak biraz şirk gibi geliyor
- I am still thinking nörorobotics but I feel like it is harcore engineering, I never want that. that eliminates ka. AM I BOUND TO hok.
Olay şu aslında gerçekten ıslak lab istemiyorum diyince geriye pek bir şey kalmıyor. Kuru lab = biyolojik sinyallerle çalışmak bu da bir noktada beyinden geçiyor. Beyni anlamaya çalışırken araya kalp falan illahaki giriyor ama ana konu yine beyin
Nörobilim nediri açıklamadık
Sinir sisteminini (yani mostly brain) inceleyen disiplinler arası bir bilim dalı. Aslında bunu seçmekteki bir nedenim de psikolojiye olan ilgimdi. Ben bir ara psikoloji okuma fikrini de cepte tutuyordum. İnsan beyni ve ruhbilimi aslında her zaman ilgimi çekti. Bipolar hastalığından falan bahsediyordu severek okuduğum watty kitabında. Yandal yapmayı ya da psikolojiden ders almayı falan çok düşündüm aslında. I SHOULD HAVE BEEN STAY WİTH ae. I AM NOT WANTİNG TOBB AGAİN but ı should have been stayed with ae. Who knows maybe one day I became his student again in another country. Another reason why ı cant stayed with him that is he went to another county. He was good teacher, ı am not sure this one is good too.
Belki fnırs takıntımı bırakabilirim. Belki fmrı falan çalışmalıyım like learn görüntü işleme. That was another thing that I liked learning. It was hard but I liked it.