Seviyorum değerli okur!
ki ben; birisi nasıl sevilir, unutmuştum.
bir şey düşünürken gözlerini tek eliyle kapatıyor mesela ya da tavanı izliyor uzun uzun o halini seviyorum.
saç rengine oranla daha sarı bıyıkları ve kirpikleri var onlar da dahil bu sevgiye. saçlarını uzun uzadıya sevmeme bayılıyor mesela, en masum haliyle uzanırken yanımda. boş bulunduğu anda ensesine dokunduğumda minik ürpertilerini seviyorum. usulca kokusunu içime çekerek öpmeyi, ensesinde solumamdan hoşlanmamasını da bir ayrı seviyorum.
omuzlarında ki güneş lekelerini seviyorum ve onları öpmeyi, öperken sırtıyla oynamayı. ona sinirlendiğim anda bile gülmeyi seviyorum. “komik mi?” diye soruşunu, “ne gülüyorsun?” deyişini.
uyurken kalbinin kalbime denk gelmesini seviyorum. uyandığında o hayran olduğum yeşil gözleriyle bana uzun uzun bakmasını da bir ayrı seviyorum. o bakarken aklından geçenleri okumaya çalışırcasına bir saniyesini bile kaçırmak istemeyen bakışlarımı.
şu anda aramızda sadece 500 metre var yani 5 dakikalık bir mesefe var, o sabah 7:20’de uyanıp işe gidecek. belki bu satırları da 8:00 sularında okuyacak. okumayacak belki de. gözlerimde okuduklarıyla yetinmeyi tercih edecek..
canı acıdığında canım acıyor değerli okur, bazen; şu deli cesaretimin yetmediği, bir şeylerin tıkandığı noktalarda elimden hiçbir şey gelmemesinden korkuyorum. ki gelecek biliyorum.
onun mutluluğunu kendi mutluluğumun çok önüne koyuyorum. çünkü; o mutluysa mutluyum ben. iyiyse, iyiyim. ben kavramını çoktan aşarak biz oldum önce, sonra o oldum.
hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim ki, ben hiç böyle olmadım. böyle sevmedim. ki, hiç de sevilmedim aslında, ondan önce.
o, öyle bir geldi ki.. aşkın varlığını unutup, kendi kendime kurduğum dünyadan çıkartıp aldı beni. sarıldı, tamamlandım. eksikmişim ben hep, o gelene dek. bunca duygu içime nasıl sığıyor, şaşırıyorum. bocalıyorum bazen. onu üzeceğim diye aklım çıkıyor. ki ben, belki de başıma buyrukluğun ve kimseye muhtaç olmama egomun verdiği gazla, çoğu zaman düşünmeden aklımdakileri söyleyen bir insanımdır. söz dinlemek mi? yapım gereği bunu da bir türlü beceremezdim oysa. yılların alışkanlığı.. dizginlenmeyi öğreniyorum.
laf aramızda; deli gibi korkuyorum, bir gün giderse ben asla toparlanamam, biliyorum.
seviyorum değerli okur! onu sana nasıl anlatsam bilmem ki..
◇ Simge – Eylül’16