Bu yazinin yazılış amacı en çok üyeye sahip dinlerin içinde geçen çamurdan yaratılış kıssaları nin aslında henüz semavi dinler yokken yüzyıllarca sene önce insanlar tarafından yazılmış efsanelerden alintilanmiş, olduğu açıkça görülmektedir ,
Sitkinin hikayesine kulak verin ;
Kuran’a göre, Adem çamurdan yaratilmistir, sonra onun kaburga kemiginden Havva,
sonra ikisinin birlesmesinden Habil ile Kabil. Öykü uzar gider.
Sitki, Luksor Tapinaginda
Sitki, dinine bagli bir gençti. Namazini, orucunu hiç kaçirmazdi. Imam Hatip mezunuydu.
Bütün amaci daha da derinlesmekti. Süleymaniye’nin arka sokaklarinda otururdu. Babasi
manifaturaciydi. Geceleri, Kur’an ve Hadis kitaplari okurdu. Merakli bir gençti, felsefeyle
ilgilenirdi. Bütün düsüncesi, Misir’da El-Ezher’de okumakti.
Babasi sonunda kararini verdi. Elindeki avucundakiyle, Sitki’yi Misir’a yollayacakti.
Oglu, orada okuyacakti. Dünyalar, Sitki’nin olmustu.
Misir, Sitki’yi büyülemisti. Gezecek, görecek, arastiracakti. Bir gün, ünlü Luksor
Tapinagi’ni gezmeye basladi. Elinde bir katalog vardi. Sayfalarini karistirdi. O ne? Ne kadar
ilginç bir kabartma resmiydi. Hemen altindaki yaziyi yutar gibi okudu: “Kral Amonhotap III
olarak betimlenen Tanri Khnemu’yu çömlekçi çarkinda erkek ve disi iki insani yaratirken
görüyoruz.”
Sitki’nin kafasinda birden simsekler çakti. Solugu kabartmanin önünde aldi. Aklina,
Kuran’daki sureler gelmisti. Kur’an, ilk insanin çamurdan yaratildigini söylüyordu. Iste,
önündeki kabartmada, öküz basli Misir tanrisi Khnemu, bir çömlekçi ustaligiyla, çamura
biçim verip insani yaratiyordu. Hem de Kuran ayetlerinin inisinden yüzyillar öncesine ait bir
kabartmaydi bu..”Allah, Allah..” dedi.
Düsüncelere daldi Sitki. Acaba, eski çaglarin, diger uygarliklarinda yaratilis öyküleri
nasildi? “Tanrilara sormali” diye düsündü. Sonra kendi kendine kizdi. Ne biçim seyler
düsünüyordu. Misir’da ögle sicagi ne kadar bunalticiydi. Gevsedi. Luksor Tapinaginin los bir
kösesinde tatli hayallere birakmisti kendisini. Birden silkelendi, arastiracakti. Sitki, eski
efsaneleri, mitoloji ve arkeoloji kitaplarini topladi. Durmadan okuyor, kitap sayfalari
arasindan tanrilari çagiriyor, onlarla konusuyordu.
Zeus da çamuru kullanmis
“Ey yüce tanri Zeus, in bakalim Olimpos dagindan. Yanina Prometheus’u da al gel bakalim.”
Böyle bagiriyordu Sitki, Olimpos Dagi’na karsi. Zeus da sasirmisti. Asagida bir ademoglu
kendisine emrediyordu. Olacak is miydi? Vardir bir hikmeti diye düsündü Zeus. Prometheus’u
da yanina aldi, merakla indi.Önce sen anlat Prometheus, anlat bakalim insani nasil yarattin?”
“Ey ademoglu, 2000 yilinin adami, anlatayim” dedi Prometheus. Falso vermemek için
iyice düsündü ve söze basladi: “Babam Titan Giapeto, Zeus ile savas halindeydi. Agabeylerim
Menezius ve Atlas’i, gaddar Zeus cezalandirdi. Ben savasa katilmamistim. Fakat, Zeus’u da
hiç sevmedim. Çünkü, evrenin dört kösesinde yasanan acilara tatsizliklara karsi çok ilgisiz
davranirdi Zeus. Nefret ederdim ondan. Sonunda kararimi verdim. Kendim gibi duygulu
varliklar yaratmaliydim. Gözyaslarimla topragi çamur haline getirdim ve yogurdum. Bir insan
heykeli yaptim. Sonra bu heykele ruh verdim. Ilk ölümlü yaratiklar olustu böylece.”
“Ey Prometheus, neden çamuru kullandin?” diye sordu Sitki.
“Bilmem ki,” dedi Prometheus. “Ben, önceki tanrilardan böyle gördüm. Böyle terbiye
aldim. Örnegin, Zeus da böyle yaratmisti insani.”
Onlar nereden bileceklerdi Sitki’nin ne düsündügünü? Kuran’i okumamislardi ki.
Elindeki mitoloji kitabina bakti. Prometheus, dogru söylüyordu. Hisimla Zeus’ a döndü:
“Sen anlat bakalim gaddar tanri, sen nasil yarattin insani?”
“Namli, sanli Hephaistos’u çagirdim hemen, ‘bir parça toprak al, suyla karistir’ dedim.
‘Içine insan sesi koy, insan gücü koy. Bir varlik yap ki, yüzü ölümsüz tanriçalara benzesin.’
Koca Hephaistos, topal tanri, hemen yapti dedigimi. Bir kiz biçimine soktu topragi. Ses koydu
içine. Ve, Pandora adini koydu. Iste, böyle yarattim insani.”
Iyice terlemisti Sitki’nin karsisinda Zeus. Koca yunan tanrisi, yalan söyleyecek degildi
ya. Milattan önce 8.yüzyilda yazilan Hesiodos Destani da aynen öyle anlatiyordu olayi.
“Ey Zeus, insani yaratmak için çamurdan baska bir sey bulamadin mi?” diye sordu
Sitki. Örnegin, demirden veya tastan yaratilsa, belki insanin mayasi daha saglam olurdu.
“Bizde adet böyledir,” dedi Zeus. “Benden önce, Marduk da böyle yaratmisti insani.”
Sümerlerdeki ilk harç
“Peki, dönün bakalim yüce daginiza,” diye emretti Sitki. Bu sefer aklina Marduk takilmisti.
Sümer tanrisiydi, Marduk. Mezopotamya’da yasardi. Kitabina bakti. Ilk Sümer dönemine
dayanan ve milattan önce 7. Yüzyila ait olan tabletler, 1914-1929 yillari arasindaki arkeolojik
kazilarda bulunmustu. Olusma tarihi dörtbin yil öncesine uzanan Sümer Efsaneleri’nde,
“Enuma-elis Destani”nda tanri Marduk’tan söz ediliyordu.
Sayfalari karistirdi Sitki. Karistirirken, Dicle ile Firat’in birlestigi bereketli topraklarda buldu
kendini. “Marduuuk” diye bagirdi. Marduk hemen gelmisti. “Söyle derdini ademoglu” dedi.
“Olimpos’un tanrisi Zeus senden söz etti. Anlat bakalim insani nasil yarattigini” dedi Sitki.
“Bizim eski tanrilar, yaptigim islerden dolayi tesekkür etmislerdi bana. Hallerinden çok
memnun olduklarini, ancak kendilerine hizmet edecek, tanri niteligi tasimayan bir yaratiga
ihtiyaçlari oldugunu söylemislerdi. Bunun üzerine, ben de Ea’nin yardimini istedim. Topragi,
Kingu’nun kaniyla yogurdum. Ilk insani meydana getirdim
Bu kadar da benzerlik olur mudiye düsündü Sitki. Yoksa Marduk palavra mi atiyordu?
Kitabindan “Enuma-elis Destani”ni buldu. Okudu. Hayret!..Sadece Enuma-enis’te degil,
Ullikumi, Sankhuniaton gibi diger Sümer efsanelerinde de yaratilisin ilk harci olarak çamur
kullanilmisti. Marduk’a tesekkür etti. “Kafami iyice açtin sevgili Marduk” dedi.
Marduk da sasirmisti. Kimdi bu ademoglu? Nasil olur da yüce tanrilari sorguya çekerdi? Zeus
kendisine önceden haber vermisti. “Amam, dikkat et,” demisti. “Bu Sitki dedikleri 2000
yilinin adami.” Marduk, “Ben de Aruru’yu arayayim” diye düsündü. “Ne de olsa dayanismak
zorundayiz bu devirde. Ademogullari isi azitti.”
Gilgamis’ta da yaratilis çamurdan
Sitki okuyordu, sürekli. Bir ara eline Gilgamis Destani geçti. Daha önce okumustu. Fakat
yaratilis açisindan hiç incelememisti. “Okuyalim bakalim” dedi kendi kendine.
Birden karsisinda Aruru belirdi Sitki’nin. Bulunmaz firsatti. “Ey yüce Aruru,” dedi Sitki, “Bir
inceleme yapiyorum, tüm tanrilara soruyorum, insani nasil yarattiniz diye?” Aruru,
hazirlikliydi. Marduk’tan bilgi almisti. Karsisindakinin kül yutmayacagini biliyordu. “En iyisi
dogruyu anlatmak,” dedi ve basladi konusmaya: “Büyük gök tanrisi Anu -ki, kendisini ben
yarattim- Uruk halkinin ah ve figanlarini dinlemisti. Beni çagirdi. ‘Sen,’ dedi, ‘Beni yarattin,
simdi de fikrimi yarat.’ Bunu duyar duymaz, Anu’nun fikrini kalbimde yarattim. Ellerimi
yikadim. Bir parça çamur koparip yaziya attim. Ve bu yazida, kahraman Engidu’yu yarattim.
Çamurdan yarattigim Engidu, demir gibi serttir. Bütün gövdesi killardan simsiyahtir. Kadin
gibi uzun saçlari vardir.”
“Dogru söylüyor,” diye düsündü Sitki. Gilgamis Destani’ni ha tirlamisti. Fakat simdiye kadar
çamur meselesi ilgisini çekmemisti. Simdi, hersey kafasinda yerli yerine oturuyordu.
Bereketli topraklarin efsanelerinde ilk harç, çamurdu.
Önce böcekten, olmayinca çamurdan:
Acaba uzak diyarlarin tanrilari da insani çamurdan mi yaratmisti? “Çinliler ilginçtir,” diye
düsündü Sitki. “Bir de onlara bakalim.” Kitaplari okumaya devam etti. Çin Efsaneleri
bölümünü buldu. Tanri Pen-gu’dan bahsediliyordu. “Pen-gu” iye seslendi. Zümrüdü Anka’nin
kanadina binerek geldi Pen-gu.
“Anlat bana yüce Pen-gu,” diye sordu Sitki. “Sen nasil yarattin insani?”
“Ben çok kuvvetliydim,” dedi Pen-gu. “Havayi toprak ve yeryüzü olarak ikiye böldüm. Sonra
öldüm. Nefesimden rüzgarlar, sesimden gökgürültüsü, gözlerimden günes ve ay, vücudumdan
daglar, kanimdan irmaklar ve denizler, saçlarimdan yildizlar, terimden de yagmur meydana
gelmis. Daha sonra çürüyen bedenimde kaynasan böceklerden insanlar olusmus.”
“Hah!” diye bagirdi Sitki. “Iste simdi degisik bir öykü buldum. Demek Çinliler böcekten
geliyorlar.”
“Daha bitmedi, sabirli ol,” diye seslendi yüce Pen-gu, bilge bir tavirla. Ve devam etti. Zamanla gökyüzünün bir bölümü denizlere düserek insanligi yok etti. Bunun üzerine tanriça
Ngüho, yengeç elleriyle gökyüzünü yukariya kaldirdi, denizleri yeniden sinirlarina itti ve
çamurdan yeni bir insan türü yaratti.”
“Hayret,” dedi Sitki. “Demek Çin tanrilari da insani çamurdan yaratmislar.” Pen-gu’ya
tesekkür etti.
Tevrattan Kur’an’a:
Nereye al atmissa, önüne çamurdan yaratilis çikmisti. Evet, hepsi birbirinden “kopya
çekmis”ti.
Acaba, Tevrat ne diyordu? Iste bulmustu, okudu:
“Ve Allah dedi: ‘Suretimizde, benzeyisimize göre insan yapalim/Ve Allah insani kendi
suretinde yaratti, onu Allah’in suretinde yaratti./Ve Rab Allah yerin topragindan Adam’i yapti
ve onun burnuna hayat nefesini üfledi ve Adam yasayan can oldu./Fakat adam için kendisine
uygun yardimci bulunmadi./Ve Rab Allah Adam’in üzerine derin bir uyku getirdi ve o uyudu
ve onun kaburga kemiklerinden birini aldi ve yerini etle kapladi./Ve Rab Allah Adam’dan
aldigi kaburga kemiginden bir kadin yapti ve onu Adam’a getirdi..”
Adem ile Havva’nin ilk günahlari ve cennetten kovuluslari ile devam eden bu yaratilis öyküsü,
hemen hemen aynen Kur’an’a geçmisti.
Neden Çamur?
“Neden çamur?” diye düsüdü Sitki. Kimbilir, belki de atalarimiz, kendilerine son derece
gerekli olan, tüm ihtiyaçlarini karsilayan su ve topraga özel bir önem vermislerdi. Su ve
toprak birlrsince çamur oluyordu. Zaten günümüze degin gelen büyük efsaneler, soyut
düsünce sistemleri, Dicle’nin, Firat’in, Nil’in, Indus’un, sulak ve bol çamurlu topraklarindan
yesermisti. Büyük uygarliklar yaratan bu topraklar, zengin efsanelere de yataklik etmisti. Bin
yillar öncesi insanlarinin su ve topraga olan bu sükran borçlarini anlamamak mümkün
degildir.
Ortadogu Tanrilarinin Etimolojik Gelisimi:
Ortadogu’da çesitli dönemlerde yasayan halklarin tanrilarinin adlari ilginç bir evrim gösterir:
Ibraniler’de kah “Yehova” kah “Elohim” olur. Tevrat’taki bu iki tanri adi Yehova ve Eloha’nin
geçtigi satirlara dayanilarak metin ayriliklari saptanmis. Aramice “elah” kelimesi ile
Tevrat’taki bu “eloha” kelimesi, Incil’de Isa’nin agzindan, “Eloi, eloi, Lama sabachtani”
(Tanrim, tanrim. Beni niçin biraktin) biçiminde görülür. Islam öncesi Araplar’da erkek tanri
için kullanilmis olan “ilah” kelimesi de Islamiyet’ten sonra ufak bir gramer türetilmesi ile
“Allah” olur. Kur’an’in bazi surelerinde yer yer “ilah” kelimesine de rastlanir.
“Insan Çamurdan Yaratildi” Efsaneleri Özeti:
Kutsal kitaplarda sözedilen “insanin çamurdan yaratildigi” fikri, kutsal kitaplarin ortaya
atilmasindan çok daha önceki çaglarda yasayan insanlarin eserlerinde ve efsanelerinde görülmüstür. Bu durum, kutsal kitaplarin içine bu eser ve efsanelerden alinti yapildiginin
göstergesidir. Bu efsane ve kutsal kitaplarin ifadeleri su sekildedir:
1)Gilgamis Destani: “Ellerimi yikadim. Bir parça çamur koparip yaziya attim. Ve bu yazida
,kahraman Engidu’yu yarattim.”
2)Sümer’lilerin Enuma-elis Destani: “Bunun üzerine ben de Ea’nin yardimini istedim.
Topragi, Kingu’nun kaniyla yogurdum. Ilk insani meydana getirdim.”
3)Çin Efsanelerinden: “Bunun üzerine Tanriça Ngüho yengeç elleriyle gökyüzünü yukariya
kaldirdi, denizleri yeniden sinirlarina itti. Ve çamurdan yeni bir insan türü yaratti.”
4)Misir’da Luxor Tapinagi’nda bulunan kabartma bir resim: “Kral Amonhotap III olarak
betimlenen Tanri Khnemu çömlekçi çarkinda erkek ve disi iki insani yaratiyor.”
5)Hesiodos Destani. “Namli, sanli Hephaisdos’u çagirdim hemen. ‘Bir parça topral al, suyla
karistir’ dedim. ‘Içine insan sesi koy, insan gücü koy.”
6)Yunan Efsaneleri’nden: “Gözyaslarimla topragi çamur haline getirdim ve yogurdum
(Prometheus anlatiyor.) Bir insan heykeli yaptim. Sonra bu heykele ruh verdim. Ilk ölümlü
yaratiklar olustu böylece.)
7)Tevrat’tan: “Ve Rab Allah yerin topragindan Adam’i yapti ve onun burnuna hayat nefesini
üfledi ve adam yasayan can oldu.”
8) Kur’an, Mü’minün 12-16: “And olsun ki Biz insani süzme çamurdan yarattik.”
9) Kur’an, Es-Safaat 11: “Hakikat Biz onlari civik bir çamurdan yarattik.”
10)Kur’an, Sad 71-76: “Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacagim. Artik onu
tamamlayip içerisine de ruhumdan üfürdügüm zaman kendisi için derhal ona secdeye kapanın.