Başrolu Avatar Olan Korku Filmi

Kaynak belirtilmedi

Dün gece El-Cin diye bir Türk korku filmi seyrettim. Filmi ilk açtığımda karşıma avatar çıktı. Evet avatar çıktı. Bu yazının kapak görselini avatar cin’i koyacağım merak etmeyin. 

Rabarba kısaca gürültü demektir. Rabarba komedide kullanılabilir. Karmaşanın içinde insanları güldürebilirsin. Ama kargaşa içinde garip ve yüksek sesler çıkartarak  insanları korkutmak tamamen insanların korkularını sömürmektir. Türkiye korku filmleri maalesef din sömürüsünden ibarettir. Maalesef Türkiye’de ürkütücü ses tonu ile arapça kelimeler okunan bütün şeyler korkutucu oluyor. Arapça olarak serseri sevgilimi söyleyip bir de ürkütücü bir ses çıkartabilirseniz ve bir de kameranız varsa korku filminiz hayırlı olsun demektir. Ben de parodi bir korku filmi çekmeyi düşünüyorum. Filmin can alıcı noktalarında ise Hayko Cepkin ile çalışacağım. Diğer korku filmlerinden çok daha güzel olmazsa hiçbir şey bilmiyorum. 

GÖRSEL EFEKT

Eleştirmek istediğim başka bir konu ise görsel efektler. El-Cin filmi 2013 yapımı bir film.  Yani öyle çok eski bir film değil. Filmdeki 5 başrolün yüzünü kanatarak, kırmızıya veya maviye boyayarak (avatara dönüştürerek). Peki size soruyorum. Acaba 2013’e yakın senelerde çıkıp da bu kadar dikkatsizce ve çaba göstermeden yapılan bir film türü var mıdır? Hatta 2013’üde geçtim. Direkt Türk korku filmlerinin çok özenli yapıldığı ve insanların dinlerini sömürmeden korkuttuğunu gördüyseniz bana da yazar mısınız lütfen ? Ben çok merak ediyor ve korkmak istiyorum çünkü. Korku filmleri canımı acıtıyor. Çünkü gülüyorum ve korku filminde güldüğüm için kendimi kötü hissediyorum. Kuran’ı yırtan genç kız değil mi bu ya ? Makyaj yapmış bir de.

FİLMİN KONUSU

Filmin konusu kısaca şöyle ki;

5 li bir arkadaş grubu  garip rüyalar ve garip şeyler görmeye başlar. Onlara sürekli bir şeyler bağırmaktadır ‘ bana kızımı ver , bana kızımı ver’ diye. Tabii ki grubun heps, böyle şeyler görünce asıl başrollerimiz olayı ciddiye alırken diğer başroller ise her şeyi tesadüfe vurur. Sormalıyım ki 1 saat 30 dakikalık filmi başka nasıl çekebilirler ki ? Başrollerimizin baskınlığı ile olay araştırmaya başlanır ve rüyalarında gördükleri eve gidilir. Eve gittiklerinde kötü olaylar yaşanır. Tabii ki olmazsa olmaz içlerinden birinin de yakını cinci hoca olmasın mı? Hemen ona giderler ve garip ritüeller yapılmaya başlanır. Kasenin içinde balığa iğne saplayıp öldürüp sonrasında ise yeniden canlandırmak gibi. Tabii ki ilk hocamız bu olayı çözemez ve daha değişik birine yönlendirir.  O yönlendirdiği hocamız ise nasıl böyle büyük bir işe bulaştınız diye kızar. Gerisini anlatmayacağım izleyenler olabilir diye. Ama yine de pek önermem 🙂

Filmin konusu ise sonunda hayvan haklarını mı savunuyor yoksa cinlerin hayvanların kılıklarına girebildiğini dikkat edilmesi gerektiğini mi sorguluyor çok anlayamadım. Ama benim fikrim cinlerin hayvan kılığına girebildiği o yüzden de çevredeki hayvanlara dikkat etmemiz gerektiğidir. Dolaylı yoldan hayvan haklarına dikkat çekilmiş sanırım. Ama bir konuda üzgünüm. Bence bunu yazarken hayvan haklarını düşündüklerini sanmıyorum :).  

Emre Yavuz
Önceki
Susmak, nasıl bir duygu? Konuşmak isterken, çaresiz kaldığın anda…

Susmak, nasıl bir duygu? Konuşmak isterken, çaresiz kaldığın anda…

Sonraki
Şeytanla Bir Anlaşma Yaptım 1

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.